19 Mart 2018 Pazartesi

Dusler Ulkesi Jodi Lynn Anderson

Küçük kayığın yarısı çoktan suyla dolduğu için alabora olacakmış gibiydi. İçindeki adam da denizcilikten pek anlamıyordu, kayığı dalgalara karşı tutması gerektiği halde, sürekli olarak yan çeviriyordu. Buna rağmen, küreklere asılmaya devam etti ve tüm kötü şartlara rağmen, şaşkın bakışlarımız arasında bir anda dev dalgaların arasından kurtularak kumsala yakın sakin sulara varmayı başardı. Kayığın içine çöküp öne doğru eğildi, bir ölüden farkı yoktu ama tekrar sakin sakin kıyıya doğru kürek çekmeye başladı. Grubumuzdaki birkaç kişi heyecanla tuttukları nefeslerini dışarı bıraktı. Ben de aynı şeyi yaptım, fakat benim sesimi kimse duymadı.

Bana göre adam ölümcül bir yerden, başka bir ölümcül yere gelmişti. Tehlikelerini bilmeden bu adaya çıkmak, en azından yeniden denize açılmak kadar tehlikeliydi. Orman onu diri diri yiyecekti. Kemiklerini bile.

Kabilenin gençleri hem sevinçle, hem de korkuyla bakıştı. Tek istisna, bir heykel gibi anlaşılmaz bir bakışla gözlerini aşağıdaki adama dikmiş olan Kaplan Zamba-ğı’ydı. Çam Suyu onun elini tuttu ve yamacın kenarından geriye çekti, Kaplan Zambağı kenara o kadar yakın duruyordu ki rüzgâr onu aşağı düşebilirdi..



EmoticonEmoticon